Uyanıyorum, bir ölüm haberi. Hatay'da, 22 yaşında. Üzülüyorum, rahatça uyuyabildiğim bir yatağımın olmasına. Bu orospu çocukluğunu durduracak gücüm olmamasına küfür ediyorum. İnternetten takip etmeye başlıyorum, yine bir dingilin ölüme giydirdiği kılıfa denk geliyorum, iğreniyorum. Çay yapıyorum kendime, dolduracakken elimden su bardağını düşürüyorum ve toplarken elime küçük bir parçası batıyor, dalgınlıkla biraz daha içine sokuyorum parçayı. Rahatsız etmiyor. Karnımı doyurmak istemiyorum. Aslında ne kadar yalnız olduğumu falan düşünüyorum, eskiden yazabildiğimi fark edip, şimdi neden yazamadığımı sorguluyorum. Gerçekten üzülüyorum. Herhangi birisinin etkisiyle oluşan üzüntüden daha hüzünlü ve daha az acılı olan bu üzgün olma durumunun şaşırılabilecek bir şey olması gerekiyor bence. Birisi hesap soruyor, birisi uzunca yazıyor olanlara, birileri tartışıyor temelde gerçekleşen olaylara, herkes ise "bu kadar basit olmamalı" diyor. Ben ise kızıyorum, bir anda kolektiflikten bireyselliğe dönüşüme, uyan Berkin diyorum, uyan be çocuk, dirilecek gün bu gün.